bir varmış bir
yokmuş. iki varmış bir yokmuş. üç varmış beş yokmuş derken matematik
hesaplamaları yorulmuş. kuşlar uçmuş, mario kaybettiği prensesi bulmuş. ülkenin birinde,
bir kasaba bulunurmuş. gelmiş bir gün, bir oğlan doğmuş, babası yok annesi
ölmüş de, bu oğlan doğduğu andan beri odak noktası olmuş. öyle ki, ünü bırakın
o ülkenin padişahını, yan ülkelerin padişahlarına kadar ulaşmış. bu oğlan
gülümsediği fakire zenginlik, mutsuza mutluluk, evsize ev, ağaçsız dağlara
ağaç, susuz köylere dere eylermiş. hayalbazların hayalleri gerçekleşirmiş de
oğlan artık nasıl yapar bilinmez, herkese, hak etmeyeni de hisseder
gülümsemezmiş. padişah da ondan memnun ya, almış sarayına. yedirmiş de içirmiş.
kendi oğlu yok ya, kendi oğlu bilmiş. oğlan büyümüş de, bir hüzünlü büyümüş.
herkese mutluluk dağıtır da, bir türlü kendi mutlu olamazmış. hiç arkadaş
edinemezken, sarayın bahçesinde gezinirken bir gece; fark etmiş bir şeyler
kendisine bakıyor gökyüzünde. yıldızlarla ilk
tanışması da böyle oğlanın, hem arkadaşları hem yardımcıları olmuş. yıldızlar
bakar gökyüzünden kimin tebessüme ihtiyacı varsa bizim oğlana söyler, oğlan da
gider mutluluk dağıtırmış.
günler ayları,
aylar yılları kovalasın, padişah duyurmuş halka, oğlanın evlenme zamanı gelmiş;
hayırlı kısmetleri ertesi hafta saraya beklerlermiş. gün geçmiş, yan ülkelerin
prensesleri padişah babalarının zorlamalarıyla, diğerleri bin bir gizli
nedenlerle dizilmişler saray kapısına, birer birer çıkmışlar padişahla oğlanın
huzuruna. hepsi birbirinden güzel laf sıralamış, bir bir övmüşler kendilerini
de: yine de bizim oğlana beğendirememişler. gün geçmiş, gece
gelmiş. bizim oğlan yine bahçede, yıldızlarla konuşmaya başlamış. bu sefer
yıldızların cevap hazır ya: "bekliyor" demişler, oğlan anlamamış
önce. kim diye sorduğunda tüm yıldızlar toplanıp pencereden gökyüzünü seyreden
bir kız çizmişler gökyüzünde. oğlan inanır
yıldızlara, sabah olur olmaz dört bir yana bu kızın resmi dağılmış, bizim oğlan
atına atlamış diyar diyar gezmeye başlamış. az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, gittiği yerlere huzur
mutluluk vermiş, ama gel gelelim gittiği her yer bu kızı tanımadığını söylemiş.
bizim oğlan ümitsiz, yorgun. en sonunda bir köye ulaşmış. atıyla ilerlerken bir
dere kenarından, bir kız arkası dönük kendi kendine konuşmaktaymış. atından
inmiş sessizce, kızı dinlemeye başlamış: "ey güneş. git gökyüzünden. gece
olsun karanlıklar gelsin de, yıldızlar bana onu çizsin gökyüzünde. göremiyorum
ya onu, gökyüzüm yüzüyle aydınlansın, dokunamıyorum ya, bir yıldız kaysın,
dileğim o. ey güneş, sen ki kendini sevdiren, bir o kadar nefret ettiren. sen
git ve o gelsin yeniden, her gece olduğu ve her gece olacağı gibi.." kız
böyle konuşadursun, bizim oğlanın arkasında olduğunu bile fark etmemiş.
"duymuştum, gidememiştim. saraya huzuruna kızlar çağrılmış, kaç zaman
geçti. bulur biri de, mutlu mesut yaşıyorlardır şimdi. bense bu dere kenarında
yıldızları beklerim hala. ey dere! akıt sularını olduğu yere. balıkların haber
götürsün ona, rüzgar varlığımı essin suratına. ben burda halime yanarım ya, o
mutlu olsun bu yeter bana." oğlan anlamış, bu
kızın yıldızların çizdiği kız olduğunu. "ne derenin suyu, ne rüzgarın
hızı.. hiçbiri söylemedi seni bana. ben bilirim, kalbindi getiren beni
sana." kız bir anda arkasını dönüp gördüğünde o hayallerindeki yüzü, oğlan
hala konuşmaya devam ediyormuş: "öyle ki gecenin karanlığı da seni çizdi
bana, günler aylar geçirdim; seni bulmaya geldim. bu güne kadar herkesi mutlu
ederim de, bir şimdi gözlerine bakıp da mutlu olduğumu bilirim."
tamam, çok şey
etmeyelim, masalın devamı belli işte; bizim oğlan tutmuş kızın elinden
atlamışlar oğlanın atına, oğlanın aylarda kat ettiği yol bir gün olmuş sığmış
yollarına. varmışlar saraylarına, padişah babası, ülke halkı herkes bir memnun;
40 gün 40 gece düğün yapılmış. sonrasında ne mi olmuş?
geçen mutlu
yılları, dillere destan aşkları gitmiş bir gün. bir sabah saray halkı
uyandığında, oğlan ve kız sarayda değillermiş. dört bir yana haber salınmış,
görene bilene ödüller konulmuş. ama hiçbir yerde bulunamamışlar...
hala şunu
anlatırlar. kız karanlık, oğlan yıldız olup yükselmişler gökyüzüne. yıldız
kaydığında bizim oğlanın gülümsediği söylenir. bundandır ki yüzyıllardır
insanlar her yıldız kaydığında dileklerinin olacağını ümid ederek dilek
tutarlar. dilekleri insanlardan, gerçekleştirmesi bizim oğlandan. hak edene..
2014
masallar diyarından,
milyonlarcasından,
yalnızca bir tanesi

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder