12 Aralık 2017 Salı

bir varmış bir yokmuş. iki varmış bir yokmuş. üç varmış beş yokmuş derken matematik hesaplamaları yorulmuş. kuşlar uçmuş, mario kaybettiği prensesi bulmuş. ülkenin birinde, bir kasaba bulunurmuş. gelmiş bir gün, bir oğlan doğmuş, babası yok annesi ölmüş de, bu oğlan doğduğu andan beri odak noktası olmuş. öyle ki, ünü bırakın o ülkenin padişahını, yan ülkelerin padişahlarına kadar ulaşmış. bu oğlan gülümsediği fakire zenginlik, mutsuza mutluluk, evsize ev, ağaçsız dağlara ağaç, susuz köylere dere eylermiş. hayalbazların hayalleri gerçekleşirmiş de oğlan artık nasıl yapar bilinmez, herkese, hak etmeyeni de hisseder gülümsemezmiş. padişah da ondan memnun ya, almış sarayına. yedirmiş de içirmiş. kendi oğlu yok ya, kendi oğlu bilmiş. oğlan büyümüş de, bir hüzünlü büyümüş. herkese mutluluk dağıtır da, bir türlü kendi mutlu olamazmış. hiç arkadaş edinemezken, sarayın bahçesinde gezinirken bir gece; fark etmiş bir şeyler kendisine bakıyor gökyüzünde. yıldızlarla ilk tanışması da böyle oğlanın, hem arkadaşları hem yardımcıları olmuş. yıldızlar bakar gökyüzünden kimin tebessüme ihtiyacı varsa bizim oğlana söyler, oğlan da gider mutluluk dağıtırmış. 
    
günler ayları, aylar yılları kovalasın, padişah duyurmuş halka, oğlanın evlenme zamanı gelmiş; hayırlı kısmetleri ertesi hafta saraya beklerlermiş. gün geçmiş, yan ülkelerin prensesleri padişah babalarının zorlamalarıyla, diğerleri bin bir gizli nedenlerle dizilmişler saray kapısına, birer birer çıkmışlar padişahla oğlanın huzuruna. hepsi birbirinden güzel laf sıralamış, bir bir övmüşler kendilerini de: yine de bizim oğlana beğendirememişler. gün geçmiş, gece gelmiş. bizim oğlan yine bahçede, yıldızlarla konuşmaya başlamış. bu sefer yıldızların cevap hazır ya: "bekliyor" demişler, oğlan anlamamış önce. kim diye sorduğunda tüm yıldızlar toplanıp pencereden gökyüzünü seyreden bir kız çizmişler gökyüzünde. oğlan inanır yıldızlara, sabah olur olmaz dört bir yana bu kızın resmi dağılmış, bizim oğlan atına atlamış diyar diyar gezmeye başlamış. az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, gittiği yerlere huzur mutluluk vermiş, ama gel gelelim gittiği her yer bu kızı tanımadığını söylemiş. bizim oğlan ümitsiz, yorgun. en sonunda bir köye ulaşmış. atıyla ilerlerken bir dere kenarından, bir kız arkası dönük kendi kendine konuşmaktaymış. atından inmiş sessizce, kızı dinlemeye başlamış: "ey güneş. git gökyüzünden. gece olsun karanlıklar gelsin de, yıldızlar bana onu çizsin gökyüzünde. göremiyorum ya onu, gökyüzüm yüzüyle aydınlansın, dokunamıyorum ya, bir yıldız kaysın, dileğim o. ey güneş, sen ki kendini sevdiren, bir o kadar nefret ettiren. sen git ve o gelsin yeniden, her gece olduğu ve her gece olacağı gibi.." kız böyle konuşadursun, bizim oğlanın arkasında olduğunu bile fark etmemiş. "duymuştum, gidememiştim. saraya huzuruna kızlar çağrılmış, kaç zaman geçti. bulur biri de, mutlu mesut yaşıyorlardır şimdi. bense bu dere kenarında yıldızları beklerim hala. ey dere! akıt sularını olduğu yere. balıkların haber götürsün ona, rüzgar varlığımı essin suratına. ben burda halime yanarım ya, o mutlu olsun bu yeter bana." oğlan anlamış, bu kızın yıldızların çizdiği kız olduğunu. "ne derenin suyu, ne rüzgarın hızı.. hiçbiri söylemedi seni bana. ben bilirim, kalbindi getiren beni sana." kız bir anda arkasını dönüp gördüğünde o hayallerindeki yüzü, oğlan hala konuşmaya devam ediyormuş: "öyle ki gecenin karanlığı da seni çizdi bana, günler aylar geçirdim; seni bulmaya geldim. bu güne kadar herkesi mutlu ederim de, bir şimdi gözlerine bakıp da mutlu olduğumu bilirim." 
   
tamam, çok şey etmeyelim, masalın devamı belli işte; bizim oğlan tutmuş kızın elinden atlamışlar oğlanın atına, oğlanın aylarda kat ettiği yol bir gün olmuş sığmış yollarına. varmışlar saraylarına, padişah babası, ülke halkı herkes bir memnun; 40 gün 40 gece düğün yapılmış. sonrasında ne mi olmuş?
   
geçen mutlu yılları, dillere destan aşkları gitmiş bir gün. bir sabah saray halkı uyandığında, oğlan ve kız sarayda değillermiş. dört bir yana haber salınmış, görene bilene ödüller konulmuş. ama hiçbir yerde bulunamamışlar...
    
hala şunu anlatırlar. kız karanlık, oğlan yıldız olup yükselmişler gökyüzüne. yıldız kaydığında bizim oğlanın gülümsediği söylenir. bundandır ki yüzyıllardır insanlar her yıldız kaydığında dileklerinin olacağını ümid ederek dilek tutarlar. dilekleri insanlardan, gerçekleştirmesi bizim oğlandan. hak edene..

2014
masallar diyarından,
milyonlarcasından,
yalnızca bir tanesi

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder